Elektrikli Araçlar ve Elektrikli Kullanıcıları

Bu elektrikli kullanıcıları bi alem… Hatta öyle ki; Engin Özören ve ona benzer bir kitle olmasa belki daha ılımlı yaklaşırdım bu işe.

Daha “ŞARJ” demeyi beceremeyen bir güruh, daha düne kadar dizel arabasına aldığı yakıta “MAZUT” diyen güruh… Sürekli en akıllıca işi biz yaptık, dünya elektrikli olacak, biz teknolojiyi en ilerden takip ediyoruz, hepiniz eski kafalısınız, ahmaksınız, yobazsınız vb. konuşmalar yorumlar… Çok fazla motor parçası var siz buna nasıl biniyorsunuz falan… Dün içten yanmalı araçların icadı olmasaydı bugün elektrikli araç da hayatında olmayacaktı…

Yahu sen aldıysan ve mutluysan sana Allah şifa versin ve Allah sabır versin. Neden bana karışıyorsun?

Bir de tutturmuşlar bi seyahat planlama. Sürücü hayatını arabaya göre planlamaz, kafasına estiği gibi davranır, otomobil ise onun işini kolaylaştırır, yoldaşlık eder.

Seyahat özgürlük ve zihin rahatlığı demektir. Kafaya estiği gibi hareket edebilmek demektir. İstanbul’dan Ankara’ya dönerken hadi bi Bursa’da iskender yiyip geçelim diyebilmektir.

Otomobilin de görevi; teknoloji okuryazarlığı dahi gerekmeden işinizi kolaylaştırıp size yol arkadaşlığı etmektir.

Teknolojiye ayak uydurmak da 2 tane tablet ekrandan dokunup klima açıp her şarj istasyonuna ayrı mobil uygulama indirip üyelik açmak da değildir.

Depoyu doldur kafana göre bas-git dediğimde buna nostalji diyen de oldu. Depoyu doldurup kafana göre basıp gitmek nostalji değil otomobilin icat edilme sebebidir. Nostalji dedikleri şey tam olarak sürüş keyfi ve zamanın lüksüdür.

Teknolojinin insana hizmet etmesi gerekirken, insanı istasyon rotalarına ve şarj sıralarına mahkum etmek “gelecek” diye pazarlanamaz, bu elektrik zehirlenmesinden başka birşey değil.

Bir de depoyu fullemek psikolojik rahatsızlıktır, ekstra ağırlık olur, zaten 2 saatte bir durmazsanız sağlığınız bozulur, dolu depoyla yola çıkmayın diyerek benzinli ve dizel kullananları yolundan etmek isteyip zorla kendileri gibi durmaya mahkum etmek isteyen zeka tipleri var 🙂

Elektrikli Tesla’nın koltukları yatıyor, o alan için de bir yatak aksesuarı var ve artık otele para vermenize de gerek kalmadı diye övmeye çalışan bir topluluk da var tabii… Yahu otomobile en az 3 milyon civarında para verebilecek kitle ne zamandan beri otel parasını, DC’den şarj edersem şu kadar lira AC’den şarj edersem bu kadar lira hesabına başladı? Ki bahsedilen farklar ortalama bir restoranda bahşiş olarak bırakılacak miktarlar… Ayrıca günümüzde vakit de nakittir. Zamandan kazanmak için Osmangazi köprüsünü İzmir otobanını vs kullanıyoruz. Para verip kaybolan 4 saat zamanı satın alıyoruz.

Bir de bunların pahalı ve lüks versiyonları var ki orada çelişki daha da artıyor. Çünkü lüks hayatı kolaylaştırmak için vardır.

Lüks ve ekonomi, üst segment ve sınırlar aynı cümle içinde geçemez. Doğa ve çevrecilik işin zaten en zırva kısmı. Lüks segment elektrikliler için konuşuyorum… Otomobile 8-14 milyon ayırabilecek kitle; şarj istasyonuna göre seyahatini planlamaydı, mobil uygulamadan şarj istasyonu rezervasyonuydu, radyoyu-klimayı kapatalım şarj azalmasındı vs. uğraşmaz. Yakıtı koyar basar gider. Öyle 110-120 ile de değil.

Unuttunuz mu eskiden otobanda giderken dikiz aynasında BMW 5-7 serisi, Mercedes E-S Serisi veya Audi A6-A8 geldiğinde sağda kaçacak yer arardık en az 200 ile selektör yaka yaka geldikleri için… Şimdi orta şeritte gitmeye mahkumlar…

Bunun altında aslında şöyle bir sebep yatıyor:

Bu kişilerin durumuna psikolojide “Bilişsel Çelişki” kuramı deniliyor.

İnsanın verdiği büyük kararlardan sonra yaşadığı içsel şüpheyi anlatır. Acaba benzinli mi alsaydım? Erken mi davrandım? gibi sorular beyinde huzursuzluk oluşturuyor. Bu huzursuzluğu gidermenin tek yolu da satın alınan ürünün olumsuz yanlarını görmezden gelmek ve çevredeki insanlara en iyisini ben aldım fikrini ispatlamaya çalışmaktır.

Kişi başkalarını ikna ettikçe aslında kendi içindeki şüpheleri susturur, yani psikolojik yükünü hafifletir ve toplumda akıllı başarılı tüketici olarak kabul görmeye çalışır. Satın alınan mal ile de agresif bir bağlılık oluşur.

Bunun yanı sıra elektrikli araçlar hala kolay erişilebilir değil. Eylül 2026 fiyatları ile EN AZ 2,5 milyonluk otomobile binenlerin, şarjı şuradan edersem şu kadar kuruş, buradan edersem bu kadar lira, bak nasıl da senden daha az harcadım diye hesap peşine düşmesi de epey ilginç. Tabi bu maliyetlere:
Şarj süresindeki kayıp zamanı,
“Şarj istasyonu ya arızalı ise?” stresini
Şarj istasyonunda ya sırada başka araç varsa onu beklemek zorunda kalacağım endişesini,
Şu düzlükte biraz bassam menzil ne kadar kısalır telaşını da MANEVİ MALİYET olarak ekleyelim.

Tabi vergiler de cabası. 2026 için yılda 60.000TL vergi verirken şarjdan tasarruflu olduğunu zannetmek de ne bileyim 🙂

Şuna hak veririm:
Evde şarj imkanı vardır, iş yerinde şarj imkanı vardır, 100km’lik bir çapta yaşıyordur ve evin ikinci arabasıdır, kişinin çok planlı disiplinli bir hayatı vardır, yolda durmayı çok seviyordur, araçtan beklentisi tüm otonom sistemler devrede bir şekilde kendi arabasında sürücü değil yolcu gibi gitmeyi seviyordur, tutkulu sürüş yapmak nedir bilmiyordur… O alsın oynasın…

Ayrıca unutmayalım ki; sitede oturmayan, kendi kapısının önüne dahi park edemeyen, sokak sokak park yeri arayan milyonlarca araç kullanıcısı varken HERKESE UYGUN gibi davranmak Polyannacılıktır.

Şarj soketleri 18 kat artıp akaryakıt pompa sayısı ile eşitlenmedikçe, 0’dan %80-90’lara şarj süresi EN AZ 5-10 dakikalara inmedikçe ve 800-1000km menzil sunmadıkça, ufacık ayağını gaz (güç) pedalı üzerinde oynatınca menzil hesabı %75 fark etmedikçe, elektrikli araçlar oyuncak olmaktan öteye geçemeyecek.

Bu dediğim şartlar gerçekleşince de, mevcut elektrikli araçlar gelişmekte olan her teknolojinin kısa vadede çöp olduğu gibi ÇÖP olacak. Zaten hedeflenen de elektrikli araçların akıllı telefonlar gibi olması ve 3-5 senede bir değişmek zorunda olması şeklinde.

O yüzden elektrikli araç sahiplerinin şu an dünyanın en akıllı işini yapmış gibi davranıp fosil yakıtlı araç kullanıcılarına sataşması komik. Meselemiz hızlanma değil şarjlanma!

Yazımı Jeremy Clarkson’ın elektrikli araçlar hakkında söyledikleriyle bitirmek istiyorum:

Yorum bırakın